fenerbahce sevgisi ve arabalar

30/10/2009 - MOR MENEKŞE










yok YorumYorum yaz!Bağlantı

23/10/2009 - ARABA VE MOTOR RESİMLERİ






































yok YorumYorum yaz!Bağlantı

4/10/2009 - Fener rekorları yedi bitirdi



Atatürk ve Fenerbahçe
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de Fenerbahçeli'ydi. Atatürk, 10 Ağustos 1928 günü, 3-3 berabere biten Gazi Kupası maçından sonra üçü Galatasaraylı ve ikisi Fenerbahçeli olan beş kişinin önünde aynen şunları söyledi: "Burada üçe üçüz... Çünkü ben de Fenerbahçeliyim!"

5 Haziran 1932'de Kulübümüzün Kuşdili'ndeki binası yanınca, ilk bağış yine Büyük Önderimiz'den geldi.

Mustafa Kemal Atatürk'ün kulübümüzü ziyareti sırasında, hatıra defterimize yazdığı satırlar şöyledir;

"Fenerbahçe Kulübü'nün her tarafa mazhar-i takdir olmuş bulunan asari mesaisini işitmis ve bu kulübü ziyaret ve erbab-ı himmeti tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatımı buraya kayd ile mübahiyim."

3.5.1918 - Ordu Kumandanı - Mustafa Kemal

9 AYRI OLAYLA DOĞRULANAN BİR GERÇEK:
Son dönemlerde yine spor çevrelerinde Atatürk'ün tuttuğu takımlar gündemde dolaşmaya başladı. Sanki dünyamızdan gidenlerden yeni haberler alınırmışcasına Türklerin Atasının zaman zaman taraf değiştirdiği izlenimleri bir çoğumuzu sadece güldürüyor.

Bazı basın yayın organlarında, örneğin değerli spor yazarı fanatik Beşiktaşlı Kazım Kanat'ın açıklamalarıyla büyük kurtarıcı Beşiktaşlı'ymış gibi gösteriliyor. Atamızın ölümünden 66 yıl sonra hangi takımı tuttuğu konusunda makaleler, hatta kitaplar yazılıyor. Adeta gaipten sesler geliyor. Ahiretin Sesi muhabirlerinin bildirdiği haberlere göre Büyük Atamız şimdi de BJK taraftarı. Jimnastik kulübümüzün bu konudaki son yoğun çalışması ise Vala Somalı tarafından Atatürk'ün mutlak Beşiktaşlı ilan edilmesi. Kesin bir gerçek ortada dururken Atatürk'ün hangi takıma sempati duyduğu, hangisine gönül verdiği konusu bilinçli olarak açılıyor, kafalar karıştırılmaya çalışılıyor. Bu kişiler ya da çevreler güneşi balçıkla sıvamaya kalkıyorlar. Bu tip insanlara "kafa karıştırmaloji uzmanları" demek yerinde olacak. Çünkü onların işi ortalığı bulandırmak. Gerçekten de ortaya attıkları iddiaların kafaları karıştırmaktan öte hiçbir değeri yok.

Galatasaraylı'lara gelince onların yakın zamana dek, bu konuda pek sesleri çıkmıyordu. Sadece geçmiş yıllarda birkaç yerde Atatürk'ü şu kulübün bu kulübün taraftarı değil kulüpler üstü saymak gerek gibi bir görüş ileri sürdükleri görülmüştü. Son zamanlarda Fenerbahçeliliği tartışılmayan Atatürk Beşiktaşlılarca Beşiktaşlı ilan edilince, o denli uzun boylu değil demek istercesine, onlarda bu konuya daha sık girer oldular. Örneğin Galatasaray Kulübü'nün aylık resmi dergisinde birkaç kez Atatürk'ü konu eden, onu kulüpler üstü gösterme çabalarında olan makaleler yayınlayarak "Tarihi Bir Mektubu Gün Işığına Çıkarıyoruz" dediler...

"ATATÜRK'ÜN FUTBOL MERAKI" adı altında Galatasaray Müzesi Müdür Yardımcısı ve Araştırmacı Adnan Işık yine bu konuyu işliyor. "Türk basınında zaman zaman Atatürk'ün hangi takımı tuttuğu tartışmaları yapılır. Herkes onu kendi tarafına çektiği için de bir sonuca varılmaz. Bu yazıda bizim gayemiz, konuya tarafsız bir gözle ve belgelerin ışığında yaklaşmaktır."

Bunları yazdıktan sonra, Ali Sami Yen'in 1914 yılında binbaşı rütbesinde ki Mustafa Kemal'i Galatasaray'ın Rumenlerle yapacağı bir maça davet ettiğini bu davetin Atatürk'e geç ulaştığını ama yine de Mustafa Kemal'in kulüp müzesinde hala saklanan davete teşekkür niteliğindeki cevabı mektubunu da yayınlıyor. O mektupta Atatürk, "Davet mektubunuzu ancak dün sabah aldım. Fakat ben o gün doğrudan gidip maçı izledim." demektedir.









Fener rekorları yedi bitirdi
Fener rekorları yedi bitirdi
04 Ekim 2009 Pazar 22:07
7'de 7 yaparak, kendisine ait en çok kazanma rekorunu egale eden Fener bu akşam yeni bir rekora daha imza attı.
Süper Lig'de 8. hafta karşılaşmasında Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu'nda G.Birliği'ni 3-0 yendi. Maçın gollerini 13. ve 71. dakikalarda Alex, 89. dakikada Lugano kaydetti.
 
Bu sonuçla Fenerbahçe ligde 8'de 8 yaparak puanını 24'e yükseltti ve en yakın rakibi Galatasaray'a 5 puan fark attı. Fenerbahçe'de hafta içinde Sheriff karşısında gol atan Alex sarı-lacivertli takımın Avrupa'da en çok gol atan oyuncusu olurken, bu maçta attığı 2 golle de takımı da 45 yıllık lige en iyi başlangıç rekorunu kırdı. Gençlerbirliği ise bu yenilgi ile 11 puanda kaldı ve bu sezon ligdeki ilk mağlubiyetini alarak, namağlup ünvanını kaybetti. Fenerbahçe ligde tek namağlup takım ünvanına sahip ekip olarak kaldı.

45 YILLIK REKORU KIRDI!

Turkcell Süper Lig'deki ilk 7 maçını da kazanan Fenerbahçe, Kadıköy'de Gençlerbirliği'ni de yenerek, 7 galibiyetle kendisine ait 45 yıllık sezona en iyi başlangıç rekorunu kırdı. Fenerbahçe teknik direktörü Cristoph Daum bu rekorun mimarı olurken, maça Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Bilica, Lugano, Vederson, Emre, Cristian, Mehmet Topuz, Dos santos, Alex ve Güiza ilk 11'i ile başladı.

TAKIMA ALKIŞ

Fenerbahçeli taraftarlar, UEFA Avrupa Ligi'nde deplasmanda Sheriff'i 1-0 yenen takımlarını, maç öncesi alkışladı.

Gençlerbirliği mücadelesi için sahaya ısınmaya çıkan sarı-lacivertli ekibi, kale arkası tribünlere çağırıp tezahürat yaptı. Futbolcular da taraftarların jestine karşılık verip tribünleri alkışladı. Taraftarlar, daha sonra önce Alex olmak üzere futbolcuları tek tek tribünlere çağırarak sevgi gösterilerinde bulundu.

"LİDER GELİYOR LİDER"

Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı, geçen sezonlarda yaşadığı atmosferi arıyor. Bu sezon diğer maçlarda olduğu gibi Gençlerbirliği mücadelesinde de özellikle Migros kale arkası olmak üzere, bütün tribünlerde yer yer boşluklar göze çarptı. Gençlerbirliği maçında, diğer lig mücadelelerine göre tribünlerde farklı bir coşku yaşandı. Galatasaray'ın, Turkcell Süper Lig'de Ankaragücü deplasmanında aldığı mağlubiyet, tribünlere heyecan getirdi. Diğer maçlardan daha coşkulu görünen tribünler 'Lider geliyor, lider'' şeklinde uzun süre tempo tuttu.

"ÇUBUKLU FORMA BİR EMANETTİR, O FORMAYI YUHALAMAK İHANETTİR"

Sarı-lacivertli ekip de karşılaşmaya coşkulu tezahüratlarla başladı. -Ligde Kadıköy'de geçtiğimiz haftalarda yapılan maçlarda Kazım ve Güiza olmak üzere bazı futbolculara yönelik tepkilere karşı Türk Telekom kale arkası tribününde asılan pankartta, ''Çubuklu forma bir emanettir, o formayı yuhalamak ihanettir'' yazısı yer aldı. Gençlerbirliği futbolcuları sahaya, ''Sn. Cüneyt Üstündağ seni asla unutmayacağız'' yazılı pankartla çıktı. Karşılaşma, vefat eden Gençlerbirliği Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Üstündağ için yapılan saygı duruşunun ardından başladı.

EMRE ATAKLARI YÖNLENDİRDİ

Maça çok hızlı başlayan Fenerbahçe özellikle sol kanattan etkili gelmeye başladı ve ilk dakikalardan itibaren Gençlerbirliği kalesinde etkili olmaya başladı. Orta alanda topa daha çok basmaya başalyan Fenerbahçe oyunu Gençlerbirliği kalesine yıktı. Fenerbahçe'de atakların olgunlaşmasında baş aktör Emre olurken, Gençlerbirliği defansta hata yapmamaya çalıştı. Gençlerbirliği takımı ise ilk dakikalarda oyunu kendi yarı alanında kabul ederken, ileride bir tek Kahe'yi Fenerbahçe savunmasının arasında bıraktı. Cristian orta alanda Emre ile birlikte Fenerbahçe ataklarını olgunlaştırırken, Gençlerbirliği atağa çıkmakta zorlandı.

ALEX AFFETMEDİ

Maçın 13. dakikasında sağdan gelişen Fenerbahçe atağında Gökhan Gönül'ün ortasında ceza aalnında topu indiren Güiza'nın pasında Alex'in vuruşu kaleci Serdar'ın sağından ağlarla buluştu ve sarı-lacivertli takım 1-0 öne geçti. Fenerbahçe'nin golünü ardından Gençlerbirliği oyun kumakta daha çok zorlanmaya başladı. Bu da Fenerbahçe'nin işine geldi ve sarı-lacivertli takım daha sık hücuma çıkmaya başladı. Özellikle Mehmet Topuz ve Emre'nin bindirmeleri ile Alex ve Güiza'ya pozisyon yaratmaya çalışan Fenerbahçe ikinci gol için yüklenmeye başladı.

LUGANO SARI KART GÖRDÜ

Karşılaşmanın 24. dakikasında Lugano, Tozo'ya yaptığı sert müdahale sonrası hakem tarafından sarı kartla cezalandırıldı. Gençlerbirliği ender geldiği Fenerbahçe kalesinde etkili olmakta zorlanırken, savunmada Bilica ve Lugano hatasız oynadı. Fenerbahçe'nin ataklarında Güiza ceza alanında kendini boş pozisyon bulmakta zorlanırken, Gençlerbirliği savunması ise 2. golü yememek adına kademede çok dikkatli oynadı. İlk yarının kalan dakikalarında iki takım da başka gol bulamayınca, karşılamanın ilk yarısı Fenerbahçe'nin 1-0'lık üstünlüğü ile sona erdi.

EMRE'NİN FÜZESİ DİREKTE PATLADI

İkinci yarıya Gençlerbirliği teknik direktörü Thomas Doll iki oyuncu değişikliği ile başladı. Mustafa ve Orhan'ı oyundan alırken, yerlerine Burhan ve Hurşit girdi. Bu iki değişiklikle birlikte oyunda hareket kazanan Gençlerbirliği kanatlardan Fenerbahçe kalesine yüklenmeye başladı ama bu pozisyonlarda özellikle Lugano savunmada başarılıydı. Maçın 50. dakikasında Fenerbahçe Emre ile hızlı bir şekilde atağa çıktı yanında üç arkadaşı olmasına rağmen, Emre kaleyi vurmayı tercih etti ve top Serdar'ın sağındaki direkten geri geldi.

DOS SANTOS DA DİREĞE TAKILDI

Maçın 56. dakikasında Gençlerbirliği'nden İlhan, Güiza'ya sert girince, hakem tarafından sarı kartla cezalandırıldı. Bu pozsiyonda serbest vuruş kazanan Fenerbahçe'de topun başına Andre dos Santos geçti. Brezilyalı oyuncunun vuruşunda top barajdan sekti ve Serdar'ın sağındaki direkten geri geldi. Maçın 58. dakikasında ise Gençelrbirliği'nden Tozo'ya sert bir müdahalede bulunan Gökhan Gönül sarı kartla cezalandırıldı. Maçın 60. dakikasında bu sefer Alex, karşılaşmanın hakemi Kuddusi Müftüoğlu'na itirazda bulununca, sarı kart ile cezalandırıldı.

GUIZA'NIN GOLÜ SAYILMADI!

Karşılaşmanın 64. dakikasında Cristian, Tozo'ya yaptığı sert müdahaleden ötürü sarı kart gördü. İkinci yarıda ikili mücadele sayısı arttığı için sarı kartlar çok çıkmaya başladı. Gençlerbirliği ilk yarıya oranla Fenerbahçe kalesinde daha çok görünmesine rağmen ceza alanında bir türlü Kahe'yi topla buluşturamadı. Fenerbahçe ise genelde kanatlardan yüklenmesine rağmen Gençlerbirliği savunması hata yapmadan oynamaya çalıştı. Maçın 69. dakikasında Güiza'nın vuruşu ağlarla buluşmasına rağmen öncesindeki pozisyonda ofsayt olduğu için gol geçerli sayılmadı.

ALEX DURMUYOR!

Maçın 69. dakikasında önce Harbuzi'nin daha sonra ise Burhan'ın şutlarını çok güzel bir şekilde çıkaran Volkan kalesinde adeta devleşti. Maçın 71. dakikasında Dos Santos'un soldan geliştirdiği atakta Brezilyalı oyuncunun ara pasında topla buluşan Alex, Serdar'ın sağından ikinci kez topu ağlara gönderdi. Bu golün ardından Gençlerbirliği teknik direktörü Thomas Doll son değişiklik hakkını kullandı ve Cem Can'ın yerine Sandroyu sahaya sürdü. Fenerbahçe Teknik Direktörü Daum ise maçın 73. dakikasında Dos Santos'un yerine Roberto Carlos'u sahaya sürerken, 80. dakikada ise Mehmet Topuz'un yerine Özer oyuna dahil oldu.

PERDEYİ LUGANO KAPATTI

2-0 ardından da ataklarına devam eden Fenerbahçe, Gençlerbirliği'nin iyice oyun disiplininden kopmasına neden oldu. Özellikle sol kanattan etkili gelmeye başlayan Fenerbahçe Roberto Carlos'un bindirmeleri ile Gençlerbirliği kalesinde etkili olmaya başladı. Oyunun son bölümlerinde çok aralarında pas yapan Fenerbahçeli futbolculara taraftarlarından 'oley oley' tezahüratları geldi. Maçın 85. dakikasında Fenerbahçe son değişiklik hakkını kullandı ve Güiza'nın yerine Semih oyuna dahil oldu. Maçın 89. dakikasında Vederson'un soldan kullandığı köşe vuruşunda topa iyi yükselen Lugano'nun kafa vuruşunda top Serdar'ın solundan 3. kez ağlarla buluştu. Kalan dakikalarda başka gol olmayınca, Fenerbahçe karşılaşmayı 3-0 kazandı.

Rıdvan Dilmen'den müthiş öneri
04 Ekim 2009 Pazar 23:35
Futbol Yorumcusu Rıdvan Dilmen Alex'in heykelinin Kadıköy'e dikilmesini istedi. Dilmen'e göre heykelin yeri de belli. Boğa heykelinin yeri..

Futbol Yorumcusu Rıdvan Dilmen Alex'in heykelinin Kadıköy'e dikilmesini istedi. Dilmen NTV'deki % 100 futbol programında Fenerbahçe'nin 3-0'lık Gençlerbirliği galibiyetini yorumladı ve Alex'in heykelinin Kadıköy'de boğa heykelinin olduğu yere dikilmesini önerdi...

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

3/10/2009 - SALİHLİ den YETİŞEN AYDINLAR...





İsim : HAKKI ÜLKÜ
E-Posta : hakki.ulku@hotmail.com
Doğum Yeri/Tarihi : Salihli/01.05.1946
 
Eğitim
 
Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulu 3. sınıftan ayrıldım.
 
Ek Bilgi
 
1972 Yılında CHP�ye girdim. 1977 Seçimlerinde CHP�den Belediye Meclis Üyesi seçildim. 1983 Yılında yeni kurulan Sosyal Demokrat Halkçı Parti�ye (SODEP) katıldım. 1985 Yılında Halkçı Parti (HP) ve SODEP birleşmesiyle ortaya çıkan SHP�de 4 yıl Aliağa İlçe Başkanlığı yaptım. 1989 Yılında yapılan seçimlerde Aliağa Belediye Başkanlığı'na seçildim. 1994 ve 1999 seçimlerini de kazanarak üst üste 3 kez Belediye Başkanlığı görevine seçildim.

3 Kasım 2002 Genel Seçimleri'nde CHP�den, İzmir (2. Bölge) milletvekili seçildim.

Çeşitli işyerlerinde işçi ve devlet memuru olarak çalıştım. 2 Yıl yurtdışında (Fransa�da) bulundum. Çeşitli sivil toplum örgütlerinde üye ya da kurucu olarak görev aldım. Görev aldığım bazı sivil toplum örgütleri şunlardır; Türk Belediyeler Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği, Kıyı Ege Belediyeler Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği, Bakırçay Belediyeler Birliği Başkanlığı, Çandarlı Körfezi Belediyeler Birliği Kurucu Üyeliği ve Başkanlığı, Nazım Hikmet Vakfı üyeliği, Türk-Yunan Dostluk Derneği üyeliği, Aliağa Belediye Spor Kulüp Başkanlığı, Atatürkçü Düşünce Derneği Kurucu Üyeliği, Aliağa Eğitim ve Gelişim Vakfı Başkanlığı, 650 Konutluk Aliağa Konut Yapı Kooperatifi Başkanlığı, Yerel Yönetim Araştırma Yardım ve Eğitim Derneği (YAYED) üyeliği.


BAYRAM


Bayramlar Kimileri için sevinç,kimileri için hüzündür.Ama çocuklar için hep sevinç ifade eder. Ben de Eski bayram geleneklerden bazi örnekler vermeye çalıştım bu yazımda...

BAYRAM

 

 

     Her yeni bir bayram geldiğinde çocukluk günlerim  ve o günlerin bayramları gelir aklıma. Annemin mutfakta güneş görmeyen yerde bayram öncesi özene  bezene silerek yıkayarak kağıtlara şekil  vererek raf  yaptığı  tel dolap gelir aklıma. O tel dolapta öyle yiyecekler saklardı ki annem , ne ararsan bulurdun.  Evde hiç eksik olmayan İnek ya da manda�yı sağar sütünü kaynatır, peynir yapar,lor yapar belli bir miktarını yayık içine koyar o yayığı bir tokmakla  döve döve tereyağ yapardı. Hele bayrama yakın günlerde ailenin en büyük kızı olduğundan el öpmeye gelenlere ikram için meşhur arnavut pidelerinden  (Kol pide,Pırpeç,Laknur,Flia,Kırlan) yapabildiği kadar bol miktarda yapardı.Evimizin avlusu  oldukça büyük olduğundan  Çınar,Salkımsöğüt ağaçları arasına kilimler serer minderler atar gelen misafirleri beklerdik. Her gelen çocuk da  olsa büyük de olsa belli bir süre oturmak zorundaydılar. Çünkü gelenlere kapıdan şeker ikram edilmez,oturtulduktan sonra pidelerden ikram edilirdi. Çocuklar çaktırmadan birbirinin kıyafetini süzerler ve el öptükten sonra pidelerini de yedikten sonra büyüklerin ellerini ceplerine atmasını beklerlerdi. Annem her bayram öncesi bozuk para biriktirirdi sanki hiç bitmezdi verdiği o bozuk paralar. Her çocuk da bunu bildiğinden önce annemin elini öpmek için sabırsızlanırdı. Bozuk paralarını nerelerde saklardı,nasıl biriktirirdi benim için hala bir sırdır. Bir de yiyeceklerin tümünü tel dolaba saklardı. Onu da nasıl yapardı halen aklıma geldiğinde hayret ederim. Düşünüyorum da  o dolabın içine konulanlar nasıl bir serinlikle duruyorlardı ki hiç bozulmaz hiç küflenmezlerdi.

     Zil sesi yoktu bizim dönemimizin bayramlarında . Herkesin kapısı açıktı. Ziyaretler  çat kapı yapılırdı. Bayram namazından sonra herkes akraba konu-komşuyu ziyaret etmek için adeta sabırsızlanırdı. El öpüldükten sonra verilen şekerin mendilin ya da harçlığın büyük önemi vardı o günkü çocuklar için. Tatile gitmek diye bir deyim yoktu bizim çocukluğumuzda. Yeni alınan ayakkabıları göstermek vardı. Yeni alınmış gömlek veya pantolonlar Bayramlarımızın en önemli süsüydü.Hele arka cepte, büyümüş saçların taranması için ucu görünen taraklar aksesuar tamamlayıcısdı. Kol  saati olanlar saatlerini göstermek için  gömleğin kollarını sıvarlardı. "Tarzanın Sineması", biriktirdiğimiz harçlıklarımızı almak için at arabasıyla mahalleleri gezer sinema afişlerindeki resme uygun filmin reklamını yapardı megafonla. Kovboy filmleri ve Tarzan filmleri  modaydı. Johnny Weismüller ve onun çıtası olan maymunu seyretmek bizim için bir ayrıcalıktı.. Duyuru yapılırken -aklımda kalan en çarpıcı cümle- �haydi,saat 11.00 de film başlıyor 32 kısım tekmili birden� derdi cırtlak sesli genç. En çok hoşumuza giden de sinemadan çıktıktan sonra filmleri birbirimize sonsuz bir heyecanla tekrar tekrar anlatmaktı.

    Bizim çocukluğumuzun bayram arifelerinde yatağımızın en önemli dostu yeni alınan ayakkabılarımızdı. O bir çift ayakkabının yatağımıza yaydığı deri kokusu bütün parfüm kokularına fark atacak kadar  güzeldi  bizler için�

    Şimdiki çocukların en önemli bayramlıkları Cep telefonları .Sanırım onlar da  bayram arifesinde yatağa telefonlarla giriyorlar.

    Bayramlarda bile kuşaklar arası sevincin farklılıkları çok çarpıcı biçimde sergileniyor değil mi?

    Bir Şeker Bayramını daha anılarımızın süzgecinden geçirerek kutluyorum.Geleceğe umutla bakan bir ülkenin mutlu insanları olmamızı tüm içtenliğimle arzu ediyorum. Sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.          HAKKI   ÜLKÜ

////////////////////////////////////////////////////////////////////////////








Gerek Türk gelenek musikîsinde ve gerek batı musikîsinde ses sistemleri, tabanda aynı temele oturur; her ikisi de beşli aralıklı perdeler zincirine dayanır. Buna rağmen her iki musikî farklı şartlarda ve istikametlerde geliştiğinden, bugün kullanılan düzenler ve umumî diziler birbirinden farklıdır. Türk gelenek musikîsi kendi şartları içinde, haiz olduğu imkânları bütün genişliği ile kullanamamış, zamanımızın sanat anlayışına ve ölçülerine göre ihtiyaca cevap verebilecek bir gelişme gösterememiştir. Bunun dış ve iç muhtelif sebepleri vardır. Toplum hayatına ait ilişkileri bir tarafa bırakırsak, nazariye, malzeme ve vasıta ile ilgili olarak musikî sahasında başlıca iki husus dikkatimizi çeker. Birincisi |çalgı duvarı|dır. Özellikle sabit perdeli enstrümanların olmayışı, sistemde mevcut çeşitli aralıkları kavramakta, bunların terkip ve nakillerinde mühim zorluklar meydana getirir. Düşünüleni tatbik edecek vasıta olmazsa, şüphesiz, sanatta bir gelişme beklemek de beyhudedir. İkinci mühim husus, musikî üslûbunda diziye bağlılıktan kurtulamamış olmak, göçürüm tekniğinin işletilememesi, sistemin sınırlarına dayanan imkânlar içinde kullanılamamasıdır. Bu iki husus birbirine bağlıdır. Her ikisinin de altında yatan karanlık gerçek sebep, elemantar düzenin olmayışı ve temel malzeme olan makam dizileri arasında ve dizilerle perdeler arasındaki münasebetlerde görülen belirsiz durumdur. Musikî ifadesinin gelişmesi için çalgıların inkişafı ve bunun için de kendilerinden elde etmek istediğimiz malzemenin bir sistem içinde belirtilmesi gereklidir.

İnceleme, bu elemantar düzeni araştırmaktadır. Kaçınılmaz kısaltmalar, remiz ve tarifler Öncelik bilgilerle verilmiştir. İzahlar yan bilgilerle donatılmış ve kolay anlaşılacak şekilde, biraz da teferruatlı olarak yapılmıştır. -Burhan UYSAL Berlin 1977, Burhan UYSAL (Önsözden)






YAKUP   TATLICI   VE   BURHAN   YILMAZ   UYSAL   İLE   BİR SOHBET  ANI

SALİHLİ en yeni fotolarıyla_Musty_Derci
Hazırlayan: Mustafa Oynak
4:13 Yaklaşık 5 ay önce eklendi

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

8/9/2009 - kurtlar vadisi KOSOVA Prizren'de



Yazı boyutu Azalt Arttır
"Kurtlar Vadisi" adlı dizinin oyuncuları Necati Şaşmaz, Kenan Çoban ve Erhan Ufak Kosova'da hayranlarıyla buluştu. Şaşmaz burada yaptığı konuşmada "Herkesin içinde bir Polat Alemdar vardır" dedi.

Kosova Kültür, Eğitim ve Öğretim Derneği (AKEA) ve ABİ ticaret şirketinin organizasyonuyla Kosova'ya gelen, "Kurtlar Vadisi" adlı dizinin oyuncuları Necati Şaşmaz, Kenan Çoban ve Erhan Ufak hayranlarıyla buluştu.

Türklerin yoğun olarak yaşadığı Prizren'de hayranlarıyla bir araya gelen oyuncular, Kosova'da bu kadar ünlü olduklarına inanamadıklarını ifade etti.

Dizinin başrol oyuncusu Necati Şaşmaz, gazetecilere, "Ortaya çıkmasına vesile olacak şartların yaratılması durumunda aslında herkesin içinde bir Polat Alemdar karakterinin bulunduğunu" söyledi.

Oyuncular, Kosova'nın Türk kökenli Çevre ve Alan Planlama Bakanı Mahir Yağcıları da ziyaret etti.

Makedonya'da "ERA" adlı özel televizyon kanalında yayımlanan "Kurtlar Vadisi" dizisi, kablolu yayın üzerinden Kosova'da da


Makedonya çıkarması




Yeni bölümleri Star TV'de ekrana gelecek olan "Kurtlar Vadisi Pusu"nun yıldızları, Makedonya'da parti lideri gibi karşılandı. Binlerce Makedonyalı Kurtlar Vadisi ekibini bağrına bastı.

KURTLAR VADİSİ MAKEDONYA'YA DAMGA VURDU (FOTO - GALERİ)

Uluslararası Balkan Üniversitesi'nin daveti ve Kosova Kültür Eğitim ve Öğretim Derneği (AKEA) ile ABİ şirketinin organizasyonuyla Makedonya'ya giden "Kurtlar Vadisi Pusu"nun başrol oyuncuları Necati Şaşmaz, Kenan Çoban, Erhan Ufak ve senaryo ekibinden Cüneyt Aysan, Bahadır Özdener ile Hasan Kaçan, Makedonya'da muhteşem bir sevgi seliyle karşılandı. Dizinin senaristlerinden Bahadır Özdenez, beş günlük Makedonya gezisini yazete.com'da kaleme aldı.

İşte Özdener'in yazısının satır başları:   

* Üsküp'te, Mimar Sinan'ın eseri Taşköprü'nün hemen yanındaki otelimizden çıkarken 200 kişilik bir grup tarafından uğurlandık kale içini ziyaret etmek üzere... Tarihi kalenin bulunduğu yokuşa geldiğimizde, binlerce insanın bize doğru koştuğunu fark ettik... O an tam bir şok anıydı bizler için... Arabalardan çıkmanın imkanı yoktu. Üsküp Kalesi "Polat, Polat" diye inliyordu... Balkan Üniversitesi'ne vardığımızda kalabalığın 4 bine ulaştığı söylendi bizlere... Binlerce kişinin, sadece sevdikleri için Necati Şaşmaz ve oyuncu arkadaşlarını görmeye gelmeleri bizi çok duygulandırdı... Bu durumun nasıl doğduğunu sorduğumuzda Kurtlar Vadisi Pusu'nun Türkçe orijinaliyle Arnavutça altyazıyla yayınlandığını öğrendik...

* Kapan Han'a gidip Üsküp'ün seçkin 200 davetlisiyle birlikte orucumuzu açtık. İftarın bitmesiyle birlikte yeniden etrafımızdan sesler yükselmeye başladı: "Polat, Polat..." Han'ın kapıları izdihamı önlemek için kapatıldı... Herkesin dilinde ortak söz: Ne iyi ettiniz de geldiniz... Bizim adımıza Necati Şaşmaz onları cevaplıyordu: Ne iyi ettik de geldik...

* Her sokaktan birileri koşarak çıkıyor ve sevgiyle, muhabbetle yolumuzu kesiyordu: "Polat, Polat..." Ortak kanı, Türklerin Balkanlar'ı bu sefer askerle, kılıçla, kalkanla değil, televizyonla, sinemayla fethettikleriydi... Polat Alemdar da bu fethin "sembolik" adıydı... Üsküp'e
20 dakika uzaklıktaki Kalkandelen'e geldiğimizde, önce tarihi 500 yıllık Harabati Baba Tekkesi'ni ziyaret ettik. Yıllar yıllar boyunca Rumeli'ye, Balkanlar'da yaşayan insanlara, Türk, Müslüman ayırt etmeden hizmet eden gönül erlerine selam edip Kalkandelen Kültür Merkezi'nin önüne geldiğinizde 10 binler, yanlış okumadınız, 10 binler bizi bekliyordu...

* Kalkandelen'den sonraki durağımız, güzel Türk köyü Vrapciste... Dar köy yolundan ilerlerken yol birden kalabalıkla kesildi. Arabalardan indiğimizde bu sefer gözyaşlarımızı tutamadık... Köy halkı bir faytonu Türk bayraklarıyla süslemiş, davul zurnalar faytonun peşinde hazır edilmiş bizleri bekliyordu... Necati Şaşmaz bu güzel insanları kırmayıp başına Osmanlı fesini geçirince küçük kıyamet kopuverdi... O an anladık ki insanlar, küçük sembollerle bağ kurmaya çalışıyorlar kökleriyle, geçmişleriyle tarihleriyle... Kolay değil, beraber yaşanan 600 yılın ardından 98 yıllık hasret var...

* Gostivar Meydanı'nda yine binler bizi bekliyordu... Necati Şaşmaz ve oyuncu arkadaşları adımlarını arabadan dışarı attıkları anda orada da yer yerinden oynadı... Arnavut'u, Türk'ü, Boşnak'ı sadece bir kez dokunabilmek için onlara, kendilerini korumaların önlerine atıyor, en azından canlı canlı bir kez görmeden onları, yoldan çekilmiyordu... Dualar alarak, onlar için dualar ederek Tarihi Halveti Tekkesi'nde bir soluk alıp iftar için Kalkandelen'e döndük...

* İftar sonrası Kalkandelen görülmeye değerdi. Sanki Ramazan'dan çıkmıştık, bayramdaydık... Sağ olsunlar, onları sevenleri hiç kırmayıp, başta Necati Şaşmaz olmak üzere, Abdülhey ve Erhan binlerce fotoğraf çektirdiler...

 "Kurtlar Vadisi" adlı dizinin oyuncuları Necati Şaşmaz, Kenan Çoban ve Erhan Ufak Kosova'da hayranlarıyla buluştu. Necati Şaşmaz, başına Osmanlı fesini geçirince kalabalık arasında küçük bir kıyamet kopuverdi.





yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kosava prizren ve fenerbahce sevgisi ile spor arabalar güncel konular

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
  • hakdost
  • Blogcu Yardım
  • isterimbanane
  • nerelerden
  • yarmagul35
  • balina35
  • eyluldegelen
  • minass
  • blooom
  • yakamoz045
  • haberliyorum
  • busraustaomer

  • Kategoriler

    Arkadaşlarım

    hakdost
    Blogcu Yardım
    isterimbanane
    nerelerden
    yarmagul35
    balina35
    eyluldegelen
    minass
    blooom
    yakamoz045
    haberliyorum
    busraustaomer
    free hit counters
    free hit counters
    http://www.kosovahaber.net/TR/